top of page

"Koleksiyonerlik" Kalyon Biz Dergisi - 5.Sayı


Merhaba Murat Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?


1976 yılında Erzincan’da doğdum. 7 yaşımdan üniversiteye başlayıncaya kadar okuluma devam ederken, aynı zamanda amcama ait tabela atölyesinde çıraklıktan ustalığa giden bir esnaf-sanatkârlık eğitiminden de geçtim. Mühendislik ve işletme alanlarında eğitim aldım. Lisansüstü eğitimim sırasında ve sonrasında da yine sanat piyasasının her alanında (sergilerden müzayedelere, eser alım-satımından sanatsal organizasyonlara, atölye çalışmalarından sanatçı/galeri bağlantılarına kadar) çalışmaya devam ettim.

Tüm bu çalışmaları yaparken yaklaşık on yıl kadar da finans ve havacılık sektöründe beyaz yakalı bir çalışan olarak iş hayatımı sürdürdüm. Ardından kurumsal piyasaya tamamen veda edip, tam zamanlı olarak sanat piyasasında çalışmalar yapmaya ve bunu bir iş haline getirmeye karar verdim. İlk aşamada, özel bir müzenin kuruluşunda yer aldım ve iki yıl kadar yöneticiliğini yaptım.

Koleksiyon yönetimine dair en önemli deneyimleri o dönemde kazandığımı söyleyebilirim. Son olarak da şu anda koleksiyon yönetimi konusunda koleksiyonerlere hizmet vermekte olduğum Amber Sanat Danışmanlık ile sanat dünyamıza ve koleksiyonerlerimize kıymetli eserler kazandırmaya ya da önceden oluşturdukları koleksiyonlarını yönetmeye dönük hizmetler veriyoruz.



Bize Amber Sanat’ın hikayesini anlatır mısınız? Hangi alanlarda faaliyet

gösteriyorsunuz?


Amber Sanat, yukarıda anlattığım dönemler içerisinde edindiğim bireysel tecrübelerin bir araya toplanıp, koleksiyon yönetimi alanında tam anlamıyla bir “iş modeli” oluşturulması diyebilirim. Zira bu alan tüm dünyada çok önceleri kurumsallaşmış bir alan iken bizde hâlâ tam olarak dört başı mamur hizmet üretilen ve yetkin isimlerin bu süreçleri yönettiği bir alan değil. Köklü bir sanat piyasasına sahip ülkelerde bu işler yalnızca kurumsal bir çatı altında hizmet veren profesyonel kurumsal/bireysel aracılar ile yürütülürken bizde maalesef piyasada komisyoncu/çantacı olarak tabir edilen, herhangi bir eğitimi ya da yetkinliği olmayan kişilerle sürdürülmeye çalışılıyor.

Sizin de bildiğiniz gibi sanat eseri koleksiyonculuğu yalnızca yüksek fiyatlarla eserler satın alıp bu eserleri evlerin/ofislerin duvarlarında sergilemekten ibaret bir aksiyon değil. Koleksiyonerlik, ilk olarak koleksiyoner olma fikrinin oluşmasıyla başlayan, bu alanda planlama yapılan, bu planlar çerçevesinde bütçeler oluşturularak, bu planlara uygun şekilde doğru eserlerin tespiti, seçimi, satın alınması gibi süreçlerle devam eden, ardından eserlerin tasnifi, kataloglanması, sergilenmesi, zaman içerisinde koleksiyonun canlı tutulabilmesi amacıyla daha önce hazırlanan bütçeler ve planlar çerçevesinde sürekli geliştirilmesi ve koleksiyonun değerinin sürekli artırılmasına dönük çalışmalarla devam eden tüm bu aşamalara ciddiyetle hâkimiyet gerektiren bir süreçler bütünüdür. Biz halihazırda bir koleksiyonu olan ya da ilk olarak bir sanat koleksiyonu oluşturmak isteyen tüm bireysel ya da kurumsal koleksiyonerlere yukarıda bahsettiğimiz tüm alanlarda hizmet veriyoruz.

Eser alım-satımından eserlerin envanterlenmesi ve fotoğraflanmasına, eski eser restorasyonundan ekspertiz hizmetlerine, sergileme sistemlerinden sergi organizasyonlarına, yurt içi ve yurt dışı eser takiplerinden buralarda belirlenen eserlerin satın alınarak koleksiyonlara kazandırılmasına; ilgili tüm alanlarda kendi alanlarında uzman akademisyenler, sanatçılar, atölyeler, sanat galerileri, müzayede şirketleri, sanat eseri eksperleri ve ilgili diğer tüm paydaşlarla birlikte her biri kendi alanında profesyonel sanatçılarla ve ekiplerle eş güdümlü çalışmalar yapıyoruz.


Sanatseverler sizinle nelere ulaşabilirler?


Biz sanatseverlere yalnızca eser kazandırmıyoruz. Bizimle çalışan sanatseverlere zaman kazandırıyoruz. Doğru alımlar yapmalarını sağlayarak maliyet avantajı oluşturuyor ve koleksiyonlarını oluştururlarken kaynaklarını verimli kullanmalarını sağlıyoruz.

Sevdikleri, beğendikleri türden eserleri koleksiyonlarına kazandırmak için mütemadiyen piyasayı (sanatçı atölyelerini, sanat galerilerini, müzayedeleri ve küçük ya da büyük tüm tedarikçileri) tarıyoruz. Restorasyona ihtiyaç duyan eserlerini profesyonel ellerde aslına, dönemine, yapım tekniklerine uygun şekilde restorasyonlarını yapıyor ve kültür-sanat dünyamıza ve koleksiyonerlerimize geri kazandırıyoruz. Geriye sanatseverlere sahip oldukları eserlerin keyfini sürmek kalıyor. Bu keyfi yaşatmak da bizim en büyük motivasyonumuz aslında.


Sanata ilginiz nasıl başladı?


Belki biraz klişe olacak ama sanata olan ilgim çocukluktan hatta doğuştan gelen bir ilgi aslında. Büyük amcamın ressam oluşu, doğal olarak sanatla ilgilenen insanlardan oluşan bir çevre içerisinde büyümeme neden oldu. Küçük bir çocukken profesyonel olarak sanatla ilgilenen insanlarla bir arada olmam, büyüklerimin de sanatla ilgilenmem yönünde beni motive etmeleri ile resim çalışmaya başladım. Akranlarım resim derslerinde kurşun kalemle resim yaparken, ben evde tuval üzerine yağlı boya resimler yapıyordum.

Daha sonraları özellikle üniversite eğitimi için Erzincan’dan ayrıldıktan sonra, sanatla ilgili bu çalışmalarımı; sanatçı atölyelerinde, sanat galerilerinde, müzelerde, müzayedelerde çok daha fazla sayıda eser görerek, profesyonel sanatçılardan atölyelerinde bire bir eğitim alarak devam ettirdim. Farklı tekniklerle farklı çok sayıda eser üreterek ve ürettirerek bu eserlerin önce sergilerde, ardından sanat galerilerinde ve müzayedelerde satışlarını yaparak işin hem atölye tarafında hem de ticari tarafında yıllarca çalıştım. Tüm akademik eğitimimi bu şekilde çalışıp para kazanarak tamamladım. Halihazırda kendi galerimde de yağlıboya ve suluboya resimler yapmaya ve bu eserlerimi değerli koleksiyonerlerle buluşturmaya devam ediyorum.

Bu nedenle “sanatın mutfağından yetiştim” dersem abartmış olmam. İşin tüm aşamalarında bizzat bulunmuş olmam; eserlerin üretiminden, pazarlama ve satışlarına ve hatta sergilenmelerine kadar tüm süreçlere hakim olmamı sağladığından bir koleksiyon oluşturulurken ortaya çıkacak ya da çıkması muhtemel tüm ihtiyaçları önceden belirlemeye ve gidermeye dönük çalışmalarda işimi çok kolaylaştırıyor.


Koleksiyonerliği nasıl tanımlarsınız?

Koleksiyonerlik en yalın haliyle “nitelikli toplayıcılık” olarak adlandırılabilir. Birbiriyle ilişkili, değerli ve nadir parçaları sistematik bir biçimde toplayıp anlamlı bir bütün haline getirmektir koleksiyonerlik. Ulusal kültür hazinelerini bir araya toplamak, korumak, gelecek nesillere aktarmak; toplumların ve milletlerin geçmişleri ve gelecekleri arasında köprü olmaktır. Bu yönüyle koleksiyonerlik çok önemli bir sosyal sorumluluk ve önemli bir etikettir. Ülkelerin ve milletlerin tarihlerinde kurumsal ya da bireysel koleksiyonlarda yer alan eserler toplumun kültürel-sanatsal hafızalarını canlı tutarlar. Bu sayede milletler zinde ve daima genç kalırlar. Bu nedenle ben koleksiyonerlerin toplumda çok önemli bir rol üstlendiklerini düşünüyorum.

Bu alanda merakı olanlar nasıl bir yol izlemeliler? Nereden başlanmalı, alıcı-satıcı ilişkisi nasıl kurulur, koleksiyon nasıl yönetilir, eser alımında nelere dikkat edilmeli, koleksiyon nasıl yönetilmeli?

Kendi alanım sanat koleksiyonculuğu olduğundan, bu alanda koleksiyon yapmak isteyen bir koleksiyoner adayının öncelikle bu işin ciddi zaman ve emek gerektiren bir iş olduğunu bilmesi gerekir. Sürekli araştırmak, bilgi toplamak ve bu bilgileri kullanarak ilerlemek gerekir. Bir koleksiyoner adayının ya da bir süredir koleksiyon yapan kimselerin dahi mutlaka bu alanda kendilerine rehberlik edecek bir profesyonelle çalışmasını tavsiye ediyorum. Çok az bildiğiniz ya da hiç bilmediğiniz bir şehirde yolunuzu bulmaya çalışırken sürekli yönünüzü kaybedebilirsiniz. Bu da size çok zaman kaybettireceği gibi, kaynaklarınızı verimsiz kullanmanıza ve enerjinizin tükenmesine sebep olacaktır. O yüzden bu alanı iyi bilen profesyonel bir rehberle birlikte hareket etmeniz elzemdir. Bu sayede amaçladığınız sonuçlara daha kısa sürede ulaşmanız kolaylaşacaktır. Biz de tam bu noktada devreye giriyoruz. Koleksiyon yapmak isteyen bireysel ya da kurumsal müşterimiz ile oturup önce ne tür eserlerden oluşan bir koleksiyon yapmak istediğine karar veriyoruz ve bu çerçevede bir zaman, bütçe ve alım planlaması yapıyoruz. Sonrasında ise koleksiyonerimiz ile dirsek temasını sürdürüyoruz ve alımlar konusundaki tercihlerini dinliyor ve tavsiyelerde bulunuyoruz. Süreci bir proje yönetimi şeklinde sürdürüyoruz. Bir süre sonra koleksiyon kendi kimliğini yavaş yavaş kazanmaya başladığında koleksiyonu daha değerli hale getirecek diğer aşamaların hazırlıklarına başlıyoruz. Eserlerin envanterlenmesi, fotoğraflanması, kataloglanması, sergilenmesi ve tanıtılması vb. gibi işlerle devam ediyoruz.


Koleksiyon bir yatırım aracı mıdır?

Sanat eserleri bir yatırım amacıyla da alınabilir. Hatta iyi ve doğru zamanda, doğru fiyatlarla, doğru eser seçimi yapılırsa iyi bir yatırım aracına dönüşebilir. Diğer yatırım araçlarıyla benzer şekilde sanat eseri yatırımları da zaman zaman yükselme ya da düşme trendine girebilir.

Yatırım değeri yüksek eserler üreten sanatçıların bazı eserleri bazen kısa, bazen de orta ve uzun vadede yatırımcısına önemli getiriler sağlayabilir. Dünyanın farklı yerlerinde ulusal ya da uluslararası yatırım fonları, yatırımlarına sanat eserlerini de dahil ediyorlar.

Hatta (buna ülkemiz de dahil) dünyanın büyük bankalarının tümünün ana kasalarında dünyaca ünlü sanatçıların tablolarının da yer aldığı herkesçe bilinen bir gerçek. Üstelik bu kurumlar sahip oldukları bu eserlerin kurumlarına ve ülkelerine kattığı zenginlik ile de övünürler. Bu yönleriyle sanat eserleri şüphesiz yatırım değeri taşıyan ulusal ya da küresel bir kültür hazinesi niteliğini haizdir.


Pandemi koşulları bu süreci nasıl etkiledi? Koleksiyonerler ile nasıl bir araya geliyorsunuz?

Pandemi tüm sektörlerde olduğu gibi sanat piyasasında da iş yapış biçimlerimizi değiştirdi ve dönüştürdü. Sanatçılar, sanat galerileri, müzayede şirketleri ve küçüklü büyüklü tedarikçiler (hatta eskiciler dahi) sürece hızlı şekilde adapte oldular ve (değerli ya da değersiz) ellerindeki eserlerinin tanıtımı ve satışı için sanal dünyanın imkanlarını kullanmaya başladılar. İnsanlar artık kalabalık ortamlardan ve müzayedeler gibi toplu organizasyonlardan uzaklaşıp evlerine ve iş yerlerine kapandıklarında sosyal medyada ve internette daha fazla zaman geçirmeye başladılar ve alışverişlerini internet üzerinden yapmaya başladılar.

Instagram’da yapılan canlı eskici mezatları, online müzayedeler vb. organizasyonlar insanların bu dönemde almayı planladıkları eserlere erişimini kolaylaştırdı ve bu büyük pazarı da canlı tuttu. Pandemi süreci henüz başlamadan önce biz de bu tür bir alana yatırım yapmak üzere çalışma yapmaya başlamıştık. Pandemi sürecinde de ciddi mesafe katettik ve yazılım ekibimizle birlikte Avrupa ve Amerika’daki kurumsal kimliğe sahip müzayede şirketlerinin kullandıkları yazılımlara benzer bir sistem kurarak Türkiye’de örneği yapılmamış olan bir online canlı müzayede sistemini hayata geçirdik. Koleksiyonerlerimizden oldukça tatmin edici olumlu geri dönüşler aldık. Kısa süre içerisinde çoğunlukla geleneksel sanat eserlerimizden oluşan yeni bir müzayede ile koleksiyonerlerimizin karşısına çıkacağız.


Türkiye’de sanat koleksiyonerliğine bakış açısı nasıl? Bu alanda neler yapılabilir?

Sanat koleksiyonculuğu zenginliğin, aristokrasinin ve toplumun kültürel, sanatsal ve estetik bilinç ve gelişmişlik düzeyinin önemli birer göstergesi durumunda. Bu alan ülkemizde hala beklenen ve istenen ilgiyi/desteği görebilmiş değil. Bunda, kültür tabiat varlıklarını koruma kanununun güncelliğini fazlasıyla kaybetmiş olmasının, bu alanda toplumsal bilincin hala yeterli düzeyde olmamasının, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sosyo-ekonomik dalgalanmalar yaşanmasının ciddi bir etkisi var. Bu alana ciddi yatırımlar yapan, sanatı ve sanatçıyı destekleyerek önemli roller üstlenen sanayici ve iş adamlarımızın büyük fedakarlıklarda bulunarak oluşturdukları koleksiyonlarının devlet ve toplum tarafından mutlaka desteklenmesi lazım. Ancak bu şekilde toplumsal anlamda kültürel ve sanatsal alanda mesafe kat edilmesi gelişim sağlanması mümkün olabilir.

Medeniyetleri ayakta tutan birkaç önemli unsur vardır. Bunlardan en önemlileri de kültür ve sanattır. Kültüre ve sanata yapılan yatırımlar, toplumların geçmişinden gelen ve bir millet olmasını sağlayan tüm özelliklerini gelecek kuşaklara aktarmalarında ve medeniyetlerin gelişimlerinde en önemli katkıyı sağlar. Medeniyetimizin temellerini oluşturan binlerce yıllık geçmişimizden bugüne kalan ve bizleri geçmişimize bağlayan en belirgin semboller sanat eserlerimizdir. Sanata verilen destek, medeniyetimizin gelişimini sürekli kılacak ve bizi binlerce yıl sonrasına bağlayacak yeni ve değerli sanat eserleri üretmemizi sağlayacaktır. Ancak bu şekilde çağlara hükmedecek medeniyetler inşa etmemiz mümkün olabilir. Sanata ve sanatçıya verilen destek yalnızca duvarınıza asılan bir eserden ibaret değildir, her bir sanat eseri medeniyetimizin temellerine konulan birer temel taşıdır. Bu nedenledir ki ben koleksiyonerlerin toplumumuzdaki ve medeniyetimizdeki rollerini çok önemli ve değerli buluyorum. İşimi yaparken aynı zamanda koleksiyonerlerin bu toplumsal rollerini güçlendirmek ve yüklendikleri bu medeniyet inşasına katkıda bulunabilmek için elimden gelen çabayı gösteriyorum.


Koleksiyonerlere yeni oluşan koşullarda neler önerirsiniz?

Yeni oluşan koşullar yeni alım fırsatları yarattığı gibi beraberinde çeşitli riskler de getiriyor. Amaç çok sayıda eser almak değil; provenansı belli, fiyatı doğru, orijinalliği kesin olan eserleri seçmek olmalı. Maalesef günümüz koşullarında yalnızca ekranlardan görüldüğü kadarıyla, satıcının söylediklerini doğru kabul ederek alım yapmak bazen önemli adli/hukuki sorunlara ya da ticari ihtilaflara neden olabiliyor.

Bu yüzden yukarıda da bahsettiğim gibi mutlaka bir profesyonelden yardım alınmalı. Aksi halde ciddi meblağlar ödeyerek ve büyük bir hevesle aldığınız bir eser bir anda canınızı çok sıkacak çözülmesi zor bir sorunlar yumağına dönüşebilir. Eğer asıl uzmanlık alanınız sanat eserleri değil ise bu alanda uzmanlaşmış bir profesyonele danışmak hata yapma riskinizi azaltır. Ve koleksiyonunuzu oluşturma sorumluluğunu bu profesyonelle paylaşmanız işinizi ziyadesiyle kolaylaştırır. Böylece koleksiyonunuzdaki eserlerinizi keyifle izlemek için daha fazla zamanınız olur.


Elif Pekcan

İnsan Kaynakları - İşe Alım ve Organizasyon Gelişim Yöneticisi - Kalyon Holding

11 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page